Ne Zaman Gitmelisin: Numarasını Engellemeden Önceki Son Kontrol Listesi
Kanka, o anı biliyorum. Ekranın başında saatlerce oturup o mesajı yazıp yazıp sildiğin, içindeki o ağır 'Acaba haksızlık mı yapıyorum?', 'Ya düzelirse?', 'Belki bu sefer farklı olur' sorularıyla boğuştuğumuz o karanlık dehliz. Bir ilişkiyi veya situationship'i bitirmek asla kolay değildir, özellikle de ortada güçlü bir çekim veya bir travma bağı varsa. Sürekli 'potansiyele' aşık oluruz, gerçekliğe değil. Kafamızda onun 'ne kadar harika biri olabileceği' ihtimaline o kadar sarılırız ki, şu an bize ne kadar zarar verdiğini görmezden geliriz. Ama bazen gemi çok su almıştır ve o gemiyi kurtarmaya çalışırken boğulan sen olursun. Eğer aklında sürekli 'Artık gitmeli miyim?' sorusu yankılanıyorsa, kalbin o kararı çoktan vermiştir; sadece mantığının o biletleri kesmesini bekliyordur. O halde derin bir nefes al, telefonu masaya bırak ve o 'Engelle' butonuna basmadan önce, sana neden gitmen gerektiğini kanıtlayacak bu son kontrol listesine beraber bakalım.

1. Sürekli Kendi Gerçekliğinden Şüphe Ediyorsan
Eğer bir ilişkide bulunduğun süre boyunca sürekli 'Acaba ben mi abartıyorum?', 'Ben mi çok alınganım?', 'Deli miyim ben?' gibi sorularla kendi zihnini kemiriyorsan, o ortamdan koşarak uzaklaşmalısın. Sağlıklı bir partner sana güvende hissettirir, senin duygularını onaylar (validates). Eğer karşındaki kişi, sen kırıldığında özür dilemek yerine durumu öyle bir çevirip senin 'sorunlu' veya 'toksik' olduğuna seni inandırıyorsa, net bir gaslighting kurbanısındır. Kendi hafızana, kendi duygularına güvenemez hale geldiğin hiçbir ilişki, sana iyi bir son vaat etmez. Senin duyguların gerçektir, kırılmışsan kırılmışsındır, bunun tartışması yapılamaz. Seni delulu hissettiren biriyle gelecekte mutlu bir son yazamazsın.
- →Tartışmaların sonunda haklıyken özür dileyen taraf hep sen oluyorsan.
- →Duygularını ifade etmekten 'yine kavga çıkacak' korkusuyla kaçınıyorsan.
- →Kendi sınırlarını savunurken kendini suçlu hissediyorsan.
2. Kelimeler ve Eylemler Asla Uyuşmuyorsa
Ah, o süslü laflar, o destansı vaatler, o göz boyayan 'Seni dünyalar kadar seviyorum' cümleleri... Peki ya icraat? Sıfır. Karşındaki insan sana gelecekle ilgili mükemmel senaryolar çizip, pratikte bir kahve içmek için bile zaman yaratmıyorsa, o lafların hiçbir anlamı yoktur. Gen-Z flört dünyasında kelimeler çok ucuzdur kanka; kopyala-yapıştır yapmak sadece iki saniye sürer. Önemli olan o kelimelerin altının eylemlerle doldurulmasıdır. Sürekli 'Değişeceğim', 'Bir daha yapmayacağım', 'Senin için çabalayacağım' deyip, ertesi gün aynı toksik döngüyü tekrarlayan biri, sana sadece yalan söylemiyordur; senin zekanla alay ediyordur. Bir insanın ne söylediğine değil, sana nasıl davrandığına bakmalısın. Eğer bu ikisi arasında devasa bir uçurum varsa, o uçurumdan atlamadan hemen geri dönmelisin.
3. 'Potansiyele' Aşık Olup Gerçekliği Görmezden Geliyorsan
Birçok insan 'aslında içinde çok iyi biri var', 'travmalarını aşarsa harika bir sevgili olacak' diyerek toksik ilişkilerde yıllarını heba eder. Kanka, sen bir Bob the Builder (İnşaatçı Bob) değilsin, sen bir rehabilitasyon merkezi değilsin. Bir insanın 'potansiyeli', onun sana şu an yaşattığı cehennemi aklamaz. Sen onunla şu an, bugünkü haliyle berabersin. 'Eğer şöyle olsaydı mükemmel olurduk' cümlesindeki o 'eğer' kelimesi, senin zamanını çalan bir hırsızdır. Karşındaki insan senin sevginle, senin sabrınla 'düzelmeyecek'. İnsanlar ancak kendileri değişmek isterse değişirler. Kendi hayatının enerjisini, bitmemiş bir projeyi tamir etmeye harcamayı bırak. Sen hazır, ne istediğini bilen ve sana değer veren birini hak ediyorsun; senin sevginle var olacak bir taslağı değil.
4. Bedenin Sana Alarm Veriyorsa (Anksiyete ve Stres)
Bazen mantığın reddetse de bedenin gerçeği bilir. Onunla buluşmadan önce midene kramplar giriyorsa, mesaj atmasını beklerken ellerin titriyor, nefesin daralıyorsa, bu kelebeklerin uçuşması değil; panik atak belirtisidir! Beynindeki sinir sistemin sana 'Kaç, tehlikedeyiz!' sinyali gönderiyor. Sağlıklı bir aşk huzur verir, güven verir; senin kalp ritmini bozup seni sürekli bir savaş veya kaç (fight or flight) modunda tutmaz. Geceleri uyuyamıyor, onun hakkında arkadaşlarına saatlerce ağlıyor ve sürekli bir 'tetikte olma' hali yaşıyorsan, o ilişki senin psikolojini çoktan zehirlemiştir. İçgüdülerine ve bedenine güven; onlar senin dostun, seni uyarıyorlar.
5. Asgari Saygı (Bare Minimum) Bile Yoksa
Flörtte veya ilişkide bazı şeyler ekstradır (hediyeler, sürprizler), bazı şeyler ise asgari temeldir (bare minimum). Sadakat, yalan söylememek, mesajlara makul sürede dönmek, planlara sadık kalmak ve senin düşüncelerine saygı duymak bir lütuf değildir. Eğer karşındaki insan seni arkadaşlarının yanında küçümsüyor, seninle dalga geçiyor, sınırlarını ihlal ediyor veya sürekli yalan yakalıyorsan, burada 'acaba düzelir mi?' diye düşünmenin bir mantığı yoktur. Saygının bittiği yerde sevgi zaten barınamaz. Sana bir eşya gibi, 'garantideki kişi' gibi davranan birine daha fazla kredi verme. Kapıyı çarpıp çıkmanın, sadece saygısızlığa değil, kendine olan saygısızlığına da son vermek olduğunu anla.
- →Tartışmalarda hakaret edilmesi, isim takılması veya ses yükseltilmesi.
- →Tüm çevrenin (arkadaşlarının ve ailenin) senin zarar gördüğünü söylemesi.
- →Artık o ilişkide kendini 'kendin gibi' değil, onun istediği biri gibi hissetmen.
Kanka, listenin sonuna geldik. Eğer bu maddeleri okurken içinden 'Evet, aynen bunu yaşıyorum' diye çığlıklar atıyorsan, o karar anı gelmiştir. 'Zaman harcadım, emek verdim' yanılgısına düşme (Sunk Cost Fallacy). Yanlış trene bindiğini ne kadar geç fark edersen, geri dönmek o kadar zor olur. Şimdi o telefona uzan, sana zarar veren o bağı kes, gerekiyorsa her yerden engelle ve arkana bakma. Kendine verebileceğin en büyük hediye, seni aşağı çeken ağırlıklardan kurtulmaktır. Bırak gitsin, çünkü senin hikayen o toksik karakter olmadan çok daha güzel yazılacak.
Sadece okumakla kalma.
İnternetin en acımasızca dürüst yapay zeka algoritmasını kendin deneyimle. Ücretsiz ve anında.
Yeni Bir Başlangıç Yap